DOLAR 5,8016
EURO 6,4294
ALTIN 273,7
BIST 107.978
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Afyon 8°C
Sisli

*ÇOBAN*

*ÇOBAN*
-Kendisine emanet edilen sürüyü, yani koyun-keçi-sığır vs. topluluğunu ağıl, otlakiye, mera ve dağlarda güden kişiye Çoban denir.
-Günümüzde beceriksiz kişiler için sıkça kullanılan “ Önüne üç koyun versen güdemez “ deyimi; çoban mesleğinin ve çobanlık yapan kişilerin ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. Dahası, bu meslek Peygamber mesleği olarak da geçer, çünkü hemen hemen her Peygamber çobanlık yapmıştır.
-Eskiden köylerde, beldelerde ve ilçelerde aşağı yukarı her evde azda olsa koyun sürüsü olurdu. Bu koyunlar, para ile ortaklaşa veya çoban hakķı denilen ve arpa-buğday gibi hasılatlardan verilerek ödenen bedel karşılığı tutulan çobanlara katılırdı. Bu katımlar sayesinde her çobanın önünde 200-300 ‘ den aşağı koyun olmazdı. Koyun sürüleri İlkbaharın ucu göründü mü akşama doğru belirli bir merkezde toplanarak dağlara-otlakiyelere götürülür, sabah güneş doğduktan sonra toplanan merkeze getirilir ve toplandığı gibi ait oldukları evlere hiç karışmadan seçilir giderlerdi. Şimdi ise, köylerde sadece birkaç sürü kaldı ve bu sürüleri de diğer köylülerin katımı olmadan çobanlar sadece kendilerinin sürülerini güderler.
-Çoban, sabaha kadar dağda-taşta sürünün arkasından koşar, bir taraftan iyi otlanmalarına sevinir, bir taraftan da canavar-kurt ve vahşi hayvanların zarar vermeleri korkusuyla tedirgin olur. Onun için, çobanın sabaha kadar hiç uyumadan doyurup da eksiksiz eve getirdiği sürüsünün gururu ile gecenin yorgunluğunu üzerinden atar ve mutlu sona ulaşır.
-Çoban, sürüsündeki her koyunun-keçinin ve sığırın tek tek iyi yapılıp yayılmadığını ve onların doyup doymadıklarını bilir, hasta ise hastalıklarını bilir. Hasta olanların ve otlarken ayakları kırılanların tedavisini bir Veteriner kadar bilir ve uygular.
-Çobanlık çocuk yaşta bir büyüğünün yanında çıraklık şeklinde başlar. Gecenin o derin sessizliğinde gökyüzünde yıldızları sayarak, onların kaymasını inceleyerek çan sesleri eşliğinde, sadık dost olarak gördüğü koyun köpeğini de arkadaş bilerek eğitimini tamamlarlar. Çıraklık aşamasında kuzu gütme yetkisini alan çobanlar, ustalık evresinde artık koyun-keçi sürüsünü gütmeye başlarlar.
-Kendi otlakiye sınırları içerisinde ayak basmadığı ve bilmediği mevki kalmayan çobanın, İlkbahar başlangıcından Sonbahar sonuna kadar gündüz hayatı neredeyse hiç olmaz, çünkü gece sabaha kadar sürüsünü otlatır, gündüz de yatar dinlenirler. Sosyal hayatları bitik sayılır, düğün ve bayram sevincini, ölüm acısını yaşayamazlar.
-Bol bol ayağına giydiği çarıkları eskitirler. Adım adım gezdiği dağlardaki yabani veya meyvesiz ağaçlara o yöreye uygun meyvelerini aşılarlar.
-Bir çok Çobanda, sanki konservatuvar eğitimi ve şan dersi almışcasına müzik yeteneği vardır. Yanık yanık kavalına üflerler ve dertli türkülerden söyleyerek sürünün arkasında sabahı ederler. Gecenin ıssız karanlığında artık meydan onlarındır.
-Sürü biraz doyduktan sonra dinlenmeye yatınca, çoban topladığı çalı-çırpıyı ateşler ve üzerinde isli çaydanlıkta demlediği çay ile birlikte torbasında getirdiği yufka ekmek, soğan ve çökeleğini afiyetle yer. İşte bunun zevki de, lüks bir lokantada yenilen yemekten daha tatlı ve zevkli yenmesidir.


-Kış aylarında ise sürüye mecbur evlerde bakılır. Neredeyse kışında sorumluluk sahibi çobanlar sürünün içinden çıkmazlar. Üç öğün yeygi verir, sulamak için karda-çamurda-yağmurda dışarı çıkardıkları koyun-kuzu-sığır ve keçilerin hava almalarını sağlarlar.
-Kuzular doğmaya başlayınca çobanlar neredeyse ahırda sabahlarlar, kuzuların sağ salim doğması ve analarının telef olmaması için çaba sarfederler. Çünkü, kuzular bir yıllık emeğin ana kazançlarıdır, alın terinin verimidir.
-Çobanlar kışın vakit buldukça da Köy odalarında toplanırlar ve sohbet-muhabbetin yine ana teması hep koyun-kuzu üzerinde yapılır, yine Köy odalarında imece usulü ile adı Ferfene olan yemek yeme ve muhabbet ortamı oluştururlar.
-Değerli dostlarım, şerefli bir meslek olan çobanlık elbette bu kısacık yazıda anlatılamaz. Onların yaşamları saniye saniye bir kompozisyon ve Üniversitede tez konusudur. Sürekli temiz havayı ciğerlerine çektikleri için, suratları, vicdanları ve ahlakları da çok temiz olur ÇOBANLARIN…
-Selam olsun Türkiye’min tüm ÇOBANLARINA… Aşk İle
Bayram DEMİR

ARA REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.